BURADASINIZ » ANA SAYFA » SERGİLER

KUTU

Sena Başöz
Kutu, 2020
Tek kanallı video | 4’ 31’’
İstanbul Modern


Video hakkında:
Sena Başöz "Kutu"da ilgi ve şefkat hareketlerini keşfe çıkıyor. Bir kadının saçlarını hafif hafif okşayan eller saç tutamlarının arasına saklanmış sembolik nesneleri açığa çıkarıyor. Video, koyu renkli, gür ve uzun saçlar içine gizlenmiş çeşitli nesnelerin bazen bir erkek bazen de bir kadın eli tarafından çıkarıldığı bir dizi sekanstan oluşuyor. Sanatçı, gizleme ve açığa çıkarma, tutma ve bırakma, yaşam ve ölüm gibi zıt fenomenlerin belirmesini tetikleyen şefkat ve ilgi kavramları üzerine çalışıyor. Devamı...

Sanatçı hakkında:
İstanbul’da yaşayan ve çalışan sanatçı ve yönetmen Sena Başöz (d. 1980, İzmir, Türkiye), lisans eğitimini 2002 yılında Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nde, yüksek lisans eğitimini de 2010 yılında Bard College Milton Avery Sanat Fakültesi Film ve Video Bölümü’nde tamamladı. Son dönemde Ars Oblivionis, Lotsremark Projekte, Basel (2020); Bir Teselli, Krank Art Gallery, İstanbul (2020); Hold on Let go, MO-NO-HA Seongsu, Seul (2020) ve Hafiflemeye Dair, DEPO İstanbul (2018) gibi kişisel sergileri düzenlenen sanatçı, Transitorische Turbulenzen, Kunstraum Dreiviertel, Bern (2020); Studio Bosporus, Hamburger Bahnhof, Berlin (2018); Quiet Dialogue, Tokyo Metropolitan Museum (2018) ve Sharjah Bienali: Bahar, İstanbul (2017) gibi grup sergilerinde de yer aldı. Cité Internationale des Arts, Paris (2017), Atelierhaus Salzamt, Linz (2010) ve Delfina Foundation, Londra’da (2020) misafir sanatçı programlarına katıldı.

Sena Başöz’ün sanat pratiği, bakım ve ilginin önemi, doğanın kendini yenilemesi, uzun vadede dengelenmesi ve organizmanın kendini iyileştirmesinden yola çıkarak travma sonrası iyileşme süreçlerine yoğunlaşıyor.

Sanatçı ile söyleşi:
Nerelisiniz ve video sanatına ilginiz nasıl gelişti?
Türkiyeliyim ve İstanbul’da yaşıyorum. Çalışmalarımın çıkış noktası, bedenim ile yaşadığım ortam arasında hissettiğim sürtünme oldu. Lisans eğitimimin hemen ardından başladığım 9-6 mesaili işte, ofis ortamına karşı kuvvetli bir yabancılaşma hissettiğim için, plazadaki sudan çıkmış balığı andıran halimi ifade eden performatif bir dizivideo hazırlamaya başladım. Sadece kurumsal ortamdaki yaşamımı kayıt altına almak için bir kamera edinmiştim. Görsel bir günlük tutuyor gibiydim. İfadenin dönüştürücü ve sağaltıcı gücüne tutunuyordum.

Yapıtınızı üretmenizde size etki eden veya esin veren neydi?
"Kutu", koyu renkli, gür ve uzun saçlar içine gizlenmiş çeşitli nesnelerin bazen bir erkek bazen de bir kadın eli tarafından çıkarıldığı bir dizi sekanstan oluşuyor. Videoda şefkat ve ilgi; gizleme ve açığa çıkarma, tutma ve bırakma, yaşam ve ölüm gibi zıt fenomenlerin belirmesini tetikliyor. Çalışmalarım, bakım ve ilginin önemi, doğanın rejenerasyonu, uzun vadede dengelenmesi ve organizmanın kendini iyileştirmesinden yola çıkarak travma sonrası iyileşme süreçlerine yoğunlaşıyor. Saç, canlı bedenimizden çıkan ölü bir doku; bu nedenle onu tıpkı toprak gibi, yaşam ile ölüm arasında bir alan olarak görüyorum. Videoda saç tekinsiz bir alan gibi görünüyor. Bu alanın neler barındırabileceği üzerine düşündüm ve deneyler yaptım. Ayrıca, insan saçı hayvanların kürklerine benzemesi nedeniyle bana yaratık olduğumuzu hatırlatıyor. Dolayısıyla biz insanların doğa ve birbirimizle kurduğumuz ilişkileri sorgulamamı sağlıyor.

Şu an ne üzerinde çalışıyorsunuz?
Basel’de bir süre önce düzenlenen kişisel sergime ve sanatsal araştırmama ilişkin bir yayın üzerinde çalışıyorum. 2020 yılı sonlarında misafir sanatçı olarak Basel’de iki ay geçirdim. Kent arşivlerinde nelerin saklandığına ve nelerin arşivlenmeden akıp gittiğine odaklandım. Basel’den Türkiye’ye uzanan uluslar ötesi bellek kültürlerini keşfetmek için kentin önemli arşivlerinde görevli arşivcilerle ve göç geçmişi olan kişilerle söyleşiler yaptım. Ren Nehri’ni bir metafor olarak ele alarak bir yerleştirme ve yeni bir video ortaya koydum. Kitap, söyleşileri bir araya getirecek.