Uluslararası Sanatçı Filmleri: Düş Hâlleri
23, 26 ve 30 Aralık 2025 ile 2, 6, 9, 13 ve 16 Ocak 2026
14.00
İstanbul Modern Oditoryum
Farklı coğrafyalardan sanatçıların video, animasyon, kısa filmlerinin yer aldığı Artists’ Film International (Uluslararası Sanatçı Filmleri), İstanbul Modern’in yeni binasında Aralık 2025’te ilk kez izleyiciyle buluşuyor. İstanbul Modern Sinema programlarını da ağırlayan müze oditoryumunda belirlenen gün ve saatlerde gösterilen seçki, “Düş Hâlleri” temasının açılımlarını yansıtıyor. Program bu başlıkla, geçmişi değerlendirmek ve alternatif gelecekleri hayal etmek için bir alan olarak rüya görmenin dönüştürücü gücünü derinlemesine inceliyor. Kişisel ve politik alanlar arasındaki dinamik ilişkiyi keşfetmeyi amaçlayan “Düş Hâlleri”, sanatçıların yapıtları aracılığıyla bu etkileşimin değişimi nasıl tetikleyebileceğine ilişkin farklı öneriler sunuyor.
İstanbul Modern koleksiyonunda da çalışmaları olan sanatçı ikilisi Ahmet Rüstem Ekici ve Hakan Sorar’ın yapıtı “Gölet” (2023) ise İstanbul Modern’in davetiyle hem müzede hem de programın 17 uluslararası ortağında gösteriliyor. Yapay zekâ tarafından bilgisayarla üretilen görüntülerden analog çekimlere, arşiv malzemelerini dönüştüren videolardan animasyonlara kadar bir dizi farklı üretim, seçkide kendilerine yer buluyor. Vahşi yaşamdan doğa tarihi müzelerine, efsanevi karakterlerden tarihsel gerçeklere ve sanat tarihinden geleneklerin dönüşümüne uzanan program, sanatçıların özgün bakış açılarına tanıklık ediyor. Distopik sahneler, mitolojiye atıfta bulunan anlatılar, belleğin derinlikleri ve hayali gelecekler izleyiciyle buluşuyor.
Sanatçılar: Abdul Hamid Mandgar (CCAA in EXiLe, Frankfurt, Almanya); Ahmet Rüstem Ekici ve Hakan Sorar (İstanbul Modern, Türkiye); Anca Benera ve Arnold Estefan (n.b.k, Berlin, Almanya); Anette Gellein (Tromsø Kunstforening,Tromsø, Norveç); Babu Eshwar Prasad (Project 88, Mumbai, Hindistan); Cocoy Lumbao (MCAD, Manila, Filipinler); Dalia Al Kury (mmag foundation, Amman, Ürdün); Elinor O'Donovan (Crawford Art Gallery, Cork, İrlanda); Heesoo Kwon (LACE, Los Angeles, ABD); Isabelle Nouzha (argos centre for audiovisual arts, Brüksel, Belçika); Kialy Tihngang (Tramway, Glasgow, İskoçya); Melisa Zulberti (Fundación Proa, Buenos Aires, Arjantin); Mykolas Valantinas (CAC, Vilnius, Litvanya); Raffaela Naldi Rossano (GAMeC, Bergamo, İtalya); Sanja Anđelković (Cultural Centre of Belgrade, Belgrad, Sırbistan) ve Sin Wai Kin (Forma ve Southwark Park Galleries, Londra, Birleşik Krallık).
Program / İçerik: Nilay Dursun, Ümit Mesci
Ahmet Rüstem Ekici ve Hakan Sorar hakkında:
Sanaçı ikilisi Ahmet Rüstem Ekici ve Hakan Sorar, iç mimarlık ve mühendislik eğitimlerini sanat ve teknoloji ile buluşturuyor. Beden, mimari ve optik algı üzerine çalışmalarını sürdüren ikili, arkeolojik buluntuların günümüze taşıdığı hikâyeleri dijital görselleştirme teknikleriyle yorumluyor. Ortak çalışmalarında, mekân ve beden arasındaki ilişkileri derinlemesine araştırarak dijital ve fiziksel dünyanın sınırlarını sorguluyor, teknolojik gelişmelerin sunduğu olanaklarla izleyicilere düşünsel ve kavramsal derinliği yüksek bir çerçeve sunmayı amaçlıyorlar. Sanatçıların üretimleri; Türkiye’de İstanbul Modern, Mardin Bienali Invited ve Sonar +D’yle birlikte SACO Bienali (Şili), Yarat Contemporary (Azerbaycan) ile Thessaloniki Queer Arts Festival (Yunanistan) gibi uluslararası kültür-sanat kurumları ve platformlarında izleyiciyle buluştu.
2025’in Konuğu:
Ahmet Rüstem ve Hakan Sorar
“Gölet” (2023), dönüşüm, bellek ve insan-doğa ilişkisini irdeliyor. Yapay zekâ ile üretilmiş film, 5.000 yıl öncesinden günümüze ulaşan Seyitömer adak kapları ile Palazoğlu Göleti’ne göç eden kurbağalardan ilham alıyor. Doğadaki döngülerin kültürel motiflerle iç içe geçtiği bir dünya kuran çalışma, izleyiciyi kurmaca ile belgesel arasında, sınırları tanımsız bir gerçekliğin parçası olmaya davet ediyor.
Sanja Anđelković
“Yukarı bak! Ben Bir Örtü Değilim – Haberciyim” (2022), spekülatif zooloji ile böcekleri inceleyen entomolojiden Ortodoks ilahilerine uzanan farklı temaları bir araya getiriyor. 1929 yılında W. L. Tower tarafından kaleme alınan Insect Singers: A Natural History of the Cicadas [Böcek Şarkıcılar: Ağustos Böceklerinin Doğa Tarihi] kitabından esinlenen film, dini ve mitolojik anlatılarla iklim krizi, kıtlık ve çağdaş kaygıları iç içe geçirerek izleyiciyle buluşturuyor.
Raffaela Naldi Rossano
“SERPENTINA. Per un museo senza tempo (Zamansız bir müze için)” (2023), Sardinya Adası’ndaki Belvì Doğa Bilimleri Müzesi ile buralı düşünür Antonio Gramsci’nin Hapishane Mektupları’nda yer bulan gongilo figürü üzerinden biçimleniyor. Benekli bir kertenkele türü olan bu hayvan, bilim ile inanç arasında konumlanan anlatılarda karşımıza çıkıyor. Sanatçı, terk edilmiş müze mekânı ile performatif eylemleri bir araya getirdiği çalışmasında, bu köy için zamansız ve alternatif bir doğa tarihi müzesi öneriyor.
Elinor O’Donovan
Mary Oliver’ın Wild Geese [Vahşi Kazlar] şiirine oyunbaz bir yanıt niteliğindeki “Vahşi Kazlar 2: Daha Vahşi Kazlar” (2023) başlıklı kısa film, evrenin bireylerle ne ölçüde ilgilendiğini sorguluyor. Mizahi bir yaklaşımla biçimlenen çalışmada O’Donovan, evrenin bireylerin dertlerine kayıtsız olmadığını, aksine fazlasıyla ilgili olduğunu öne sürüyor. Sanatçı, bu çalışmasında da alternatif sorular yönelterek her şeyin farklı şekilde yapılandığı paralel bir gerçeklikten bir kesit sunuyor.
Melisa Zulberti
“Sobre sí mismo (Kendisi hakkında)” (2023), beden ile hareket arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Sanatçı, bedenin deneyimlediği salınım, düşüş ve askıda kalma hâllerini çizgisel bir anlatı ısrarı olmaksızın ele alıyor. Rüya benzeri bir kurguda geçicilik ile kalıcılık arasındaki sınırlar erirken, sürekli değişen mekânlarda zaman döngüsel bir yapı kazanıyor. Böylece çevresini tanımlayarak onunla var olan her düşüş, yeni bir başlangıca işaret ediyor.
Heesoo Kwon
“Leymusoom Bahçesi” (2024), Heesoo Kwon’un 2022 sonundan 2024 başına uzanan ruhsal yolculuğunda yaşadıklarından yola çıkıyor. Sanatçının büyükbaba ve büyükannesine ait Güney Kore’nin Gongju-si kentindeki arazi ile Kwon’un ev-stüdyosunun bulunduğu, bugün San Francisco olarak bilinse de aslında Ramaytush Ohlone halkına ait olan topraklar, dijital çalışmaya zemin oluşturuyor. İlişkilerin ve değerlerin karmaşıklığını irdeleyen sanatçı, kayıplar ve dönüşümleri kabullenirken iyileşmeyi de kucaklıyor.
Kialy Tihngang
“Neyinka ve Gümüş Gong” (2024), kolonileşme öncesi İskoçya anlatılarında yalnızca beyazların yer almasına eleştirel bir bakış sunuyor. Eski İrlandaca’da “mavi adamlar” anlamına gelen fir gorma teriminden hareket eden çalışma, 9. yüzyılda Vikingler tarafından köleleştirilerek İrlanda ve İskoçya’ya getirilen Kuzey Afrika kökenli insanlara odaklanıyor. Sanatçı, yerinden edilmiş bu topluluğun kendi İskoç kimliğini nasıl inşa etmiş olabileceğini sorgularken ulusal kimliklerin kurgusal yapısı üzerine düşündürüyor.
Sin Wai Kin
Pakistan’ın Lahor kentinde, Alfalah Tiyatrosu ve Lahor Kalesi’nde geçen “Kale” (2024), Batı Aydınlanması’nın betimlediği ideal insan tanımını sorguluyor. Video çalışması, adını 13. yüzyılda yaşayan Mevlana’nın Mesnevi adlı yapıtındaki kale metaforundan alıyor. Mevlana, ötekileştirmeyi sona erdirmek için görünüşte sabit ve kapalı yapıları temsil eden kalelerin duvarlarının yıkılmasını önerir. Film de bu düşünceden yola çıkarak izleyicileri Batı merkezli gerçeklik anlayışını çözmeye ve yeni kurgular hayal etmeye davet ediyor.
Mykolas Valantinas
Litvanya kırsalında geçen “Ninninin Suçu” (2025), gerçeklik ile fantezi arasındaki sınırları geçirgen kılarak geçmişle bugün arasında bir köprü kuruyor. Filmde ikiz kardeşlerin masum oyunlarının şiddete evrilmesi doğrudan gösterilmeden, sonuçları üzerinden betimleniyor. Travmayla parçalanmış bir zihnin iç dünyasına davet edilen izleyici, iyileşme arayışındaki bir bilincin gerçeküstü ve parçalı mantığını gözlemliyor. Karanlık anlatısına rağmen film, duygusal bir çözülme ve kabullenme alanı da açıyor.
Abdul Hamid Mandgar
Afganistan’da geçen “Renksiz” (2020), dansa tutkuyla bağlı küçük bir çocuğun hikâyesini anlatıyor. Geleneksel inançları ve toplumsal normları temsil eden ağabeyi tarafından engellenen çocuk, birey olarak var olma çabası ile toplumsal kısıtlamalar arasındaki çatışmanın merkezinde yer alıyor. Film, kişisel özgürlüklere izin verilmeyen ve hayallerin bastırıldığı bir toplumda dahi değişim umudunun canlı kalabileceğini anımsatıyor.
Anca Benera ve Arnold Estefan
Geleneksel ritüeller ile askeri koreografiyi bir araya getiren “Barış için Provalar” (2023), Transilvanya’daki Cincu köyünde pastoral yaşam ile NATO askeri tatbikatlarını yan yana ele alıyor. Gerçeküstü bir anlatımla 16. yüzyıldan bugüne uzanan Ursula efsanesini günümüze taşıyan çalışma, kamçı sesini kötülüğü defeden bir araç olarak yorumluyor. Film, barış fikrini yapıtın omurgasına yerleştirirken ona ulaşmak için süregelen provaları kırılgan süreçler olarak çözümlüyor.
Dalia Al Kury
Diasporada yaşayan iki kız kardeş, “Havalanmalar” (2024) başlıklı çalışmanın ana karakterleri olarak anlatıya yön veriyor. Düşsel bir yaklaşımla kurgulanan videoda kız kardeşler, bir terapi seansı sırasında özgür bir Filistin’e doğru yol alıyor. Rüya görme hâli, böylece hem mecazi hem de gerçek anlamlarıyla filmde karşılık buluyor. Müşterek hayal gücünü harekete geçirmeyi amaçlayan çalışma, şiddet ve baskının hâkim olduğu gerçeklikle hayal edilen özgürlüğü ve umudu bir arada ele alıyor.
Isabelle Nouzha
Yıkıntıların karakter kazandırdığı bir kenti betimleyen “Distopik Örüngüler” (2019), insan varlığından arınmış bir manzara sunuyor. İzleyicinin uyanıkken tanıklık ettiği bir kabus gibi kurgulanan video, kent belleği, tarih ve gerçeküstü anlatıların örüntüsüyle şekilleniyor. Sanatçı, defalarca felaket yaşamış Beyrut üzerinden yapıtını geliştirirken, kent manzarasının merkezindeki enkaz anlatının başrolünü üstleniyor.
Babu Eshwar Prasad
Belgesel film yapımcısı, yazar, sanatçı ve aktivist Chalam Bennurkar’a (1950’ler–2017) hitaben yazılmış bir mektup niteliğindeki “Sevgili Chalam” (2024), Bennurkar’ın anısını sinema aracılığıyla yaşatıyor. Bireysel ve müşterek deneyimleri odağına alan çalışma, düşleri, anıları ve sinemaya duyulan tutkuyu bir arada ele alıyor. Kurgu, gerçeklikle hayal gücünü iç içe geçirerek özlem duygusunu ve paylaşılan bağları izleyiciye aktarıyor.
Cocoy Lumbao
1994 yılında kaydedilmiş bir video görüntüsünden yararlanan “İsimsiz” (2022), ebeveynlerden çocuklarına gönderilmiş bir video “mektup” olarak öne çıkıyor. Göç, nostalji ve bireyler arasındaki bağlar üzerine düşünen sanatçı, bu çalışma aracılığıyla geçmiş ile bugünü yeniden düşünmeye imkân tanıyan bir rüya alanı kuruyor. Yapıt, teknolojinin insanlar arasındaki etkileşim ve bağ kurma biçimlerini nasıl dönüştürdüğüne işaret ediyor.
Anette Gellein
Kenneth Anger’ın Kustom Kar Kommandos (1965) filminden ilham alan “Dayk Düşler” (2024), söz konusu yapıta bir saygı duruşu niteliği taşıyor. Video, şehvetin merkezde olduğu bir reklam filmi estetiğinden korku sinemasına evrilen bir anlatı sunuyor. Norveç petrol endüstrisi, Amerikanlaşma ve ilişkilerdeki yalnızlık temalarını bir araya getiren çalışma, gerçek ile düş arasındaki sınırları bulanıklaştırarak izleyiciyle buluşturuyor.
Uluslararası Sanatçı Filmleri’ne 2025’te katılan kurumlar:
argos centre for audiovisual arts, Brüksel, Belçika
Center for Contemporary Arts Afghanistan in eXiLe e.V., (CCAA in EXiLe), Frankfurt, Almanya
Crawford Art Gallery, Cork, İrlanda
Cultural Centre of Belgrade, Belgrad, Sırbistan
Forma, Londra, Birleşik Krallık
Fundación Proa, Buenos Aires, Arjantin
Galleria d'Arte Moderna e Contemporanea di Bergamo (GAMeC), Bergamo, İtalya
İstanbul Modern, Türkiye
Los Angeles Contemporary Exhibitions (LACE), Los Angeles, ABD
Museum of Contemporary Art and Design (MCAD) Manila, Filipinler
mmag foundation, Amman, Ürdün - Project 88, Mumbai, Hindistan
Sapieha Palace, branch of the Contemporary Art Centre (CAC), Vilnius, Litvanya
Southwark Park Galleries, Londra, Birleşik Krallık
Tramway, Glasgow, İskoçya
Tromsø Kunstforening,Tromsø, Norveç
Video-Forum of Neuer Berliner Kunstverein (n.b.k), Berlin, Almanya
Görsel:
Ahmet Rüstem Ekici ve Hakan Sorar, Gölet, 2023
Yapay zekâ ile üretilmiş video ve ses
Full HD, 3’ 25’