Diyarbakır, Suriçi’nde doğan Fatoş İrwen, video, tekstil, performans, fotoğraf ve yerleştirme gibi farklı mecralardaki yapıtlarında; hafıza, beden politikaları, adalet ve coğrafyanın birey üzerindeki etkilerine odaklanır. Aktivist kimliğiyle de tanınan İrwen, siyasi nedenlerle 2017–2020 yılları arasında cezaevinde kaldı; bu dönemde, tüm kısıtlamalara rağmen üretimlerini sürdürdü.
Sanatçının cezaevinde başladığı “Rosa”, adını hem 2015–2016 yıllarında Sur, Cizre ve Nusaybin’de yaşanan hendek çatışmalarında yer alan bir kadın direnişçinin hikâyesinden hem de sanatçının yeğeni Roza’dan alır. İrwen cezaevindeyken kardeşi, yeğenine duyduğu özlemi hafifletmek için ona Roza’ya ait pembe bir elbise gönderir. Sanatçı, bu elbisenin üzerine kıyafet alışverişlerinde poşetlere iliştirilen iğneleri, bir kirpiyi andıracak şekilde eklemeye başlar. Cezaevinde başlayan üretim süreci, tahliye sonrasında da devam eder ve dört yıla yayılır. Tek tek eklenen iğneler, hem uzun soluklu üretim sürecinin izlerini taşır hem de yapıtın koruma ve savunma fikrini biçimsel olarak görünür kılar. Bu yavaş ve tekrarlayan müdahale, gündelik bir çocuk giysisini zaman içinde güçlü bir ifade aracına dönüştürür. “Rosa”, çocukluğun kırılganlığını kadın bedeninin savunma ve direnme biçimleriyle bir araya getirirken, hem yaralanabilirliği hem de korunma ihtiyacını taşıyan şiirsel bir zırha dönüşür.
Yerleştirme
Pembe elbise üzerine toplu iğne ve boya
55 x 36 x 22 cm
İstanbul Modern Sanat Müzesi Koleksiyonu
Kadın Sanatçılar Fonu’yla koleksiyona kazandırılmıştır.
Kadın Sanatçılar Fonu 2026 üyeleri
Zeynep Akçakayalıoğlu, Dilara Akın, Mine Bahadır, Berrak Barut, Zeynep Bora, Revna Demirören, Oya Eczacıbaşı, Şeli Elvaşvili, Esra Sarıbekir Fazlıoğlu, Selin Gülçelik, Banu İpeker, Ayşegül Karadeniz, Ruken Mızraklı, Beril Miskavi, Meltem Demirören Oktay, Suzan Sabancı, Nesrin Sarıoğlu, Ece Tonbul, Arzuhan Doğan Yalçındağ, Burcu Acartürk Yıldız