1945-1951 yılları arasında Güzel Sanatlar Akademisi’nde ressam Zeki Kocamemi’nin öğrencisi olan sanatçı, öğrencilik yıllarından başlayarak “doğa nasıl çözümlenir?” sorusunun yanıtını arar. İlk günden bugüne, eşyanın etrafında dönen boşluk, kompozisyonun geometrik bir yapısalcılıkla çözümlenmesi, rengin ve ifadenin aza indirgenmesi gibi yönelimlere ilgi duyar. Çoker, 1953 yılında ressam Lütfü Günay ile birlikte Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde, soyut resimlerden oluşan bir sergi açar. Bu etkinlik Türkiye’deki ilk soyut resim sergisi olarak anılır. Bu dönem resimleri, çizgi, ritim ve ton problemlerinin çözümlendiği soyutlama ve Kübizm arası bir karaktere sahiptir. Sanatçı, aynı zamanda Batı resim geleneği ile yerel soyut kaynaklar arasında bir sentez arayışındadır.
1955 yılında başlayan Paris döneminde André Lhote ile kısa bir süre çalıştıktan sonra devam ettiği Henri Goetz Atölyesi’nde soyut dışavurumcu akımı keşfeder. Jeste ilişkin fırça darbe darbeleri ve boya bıçağı ile sürülen kalın boya maddesi resimlerinin çıkış kaynağı olur. 1960’ların ortasına kadar bu tavrını zenginleştiren sanatçı, kaligrafinin ritmik hareketlerini yansıttığı resimlerini müzik eşliğinde yapar.
1969 yılında tamamladığı “Doğu Çerçevelemesi” adlı resimle ilk kez İslam mimarisinin yapısal özelliklerine giriş yapan sanatçı, bu tarihten sonra kubbe, Türk üçgeni, minare gibi formları soyutlayarak kendine özgü bir sentez geliştirir. Mor, pembe, eflatun renkli ışıklardan oluşan, siyah rengin hâkim olduğu kompozisyonlarında, Batı’nın minimalizmiyle Doğu’nun arınma ve sadeliğini soyut sanat anlayışı altında sentezler. “Retrospektif II” adlı resim ise bu anlayışla oluşturduğu bakışın tüm örneklerini taşır.
Resim
Tuval üzerine akrilik
180 x 360 cm
İstanbul Modern Sanat Müzesi Koleksiyonu
Ethem Sancak Bağışı