BURADASINIZ » ANA SAYFA » SİNEMA » GEÇMİŞ PROGRAMLAR

Avustralya: Büyüme Hikayeleri

AVUSTRALYA: BÜYÜME HİKÂYELERİ

İstanbul Modern Sinema, Avustralya Büyükelçiliği işbirliğiyle, Avustralya sinemasından 11 filmlik bir seçki sunuyor. “Büyüme” temasına odaklanan ve arka planda Avustralya manzaralarıyla bezenmiş bu filmler eşcinsellik, göçmenlik, ırkçılık gibi konular üzerinden büyüme hâllerini mercek altına alıyor.

Güzel Kate / Beautiful Kate, 2009
Yönetmen: Rachel Ward, 35mm / 90’
Oyuncular: Ben Mendelsohn, Maeve Dermody, Rachel Griffiths, Sophie Lowe

Yazar Ned Kendall, ölüm döşeğindeki babasına veda etmek üzere kız kardeşi Sally tarafından büyüdüğü eve çağırılır. Aile evi uzak ve kasvetli bir bölgededir. Hikâye ilerledikçe aileye dair tekinsiz gerçekler ortaya çıkar. Rachel Ward’ın senaryosunu yazdığı ve yönettiği ilk film olan Güzel Kate, kuvvetli görselliği sayesinde etkileyici bir atmosfer yaratmayı başarıyor.

Siyah Balon / The Black Balloon, 2008
Yönetmen: Elissa Down, 35mm / 97’
Oyuncular: Rhys Wakefield, Luke Ford, Toni Collette

Thomas’ın tek istediği normal bir ergen olmaktır, fakat otistik kardeşi Charlie yüzünden böyle bir şansı yoktur. Thomas, kız arkadaşı Jackie sayesinde kardeşini kabul edebilecek midir? Filmde anneyi oynayan Collette’in performansıyla güçlenen film yoğun bir aile dramı içinde kendini gerçekleştirmeye çalışan Thomas’ın ölçülü ve etkiliyici hikâyesini anlatıyor. Yönetmen Elissa Down’un iki otistik kardeşiyle büyümüş olması böylesine bıçak sırtı bir konuyu yeterli bir duygusallık ve keskin bir gerçekçilikle işlemesini sağlıyor.

Babam Romulus / Romulus, My Father, 2007
Yönetmen: Richard Roxborough, 35mm / 106’
Oyuncular: Eric Bana, Franka Potente, Marton Csokas

1960’ların Avustralya taşrasında geçen filmde, Raimond, Romen göçmeni Romulus ve onun Alman eşi Christina’nın oğludur. Romulus, Christina’nın kendisini en yakın arkadaşları Mitru’yla aldattığını ve ondan bir bebeği olacağını öğrenir. Çift ayrılır, Romulus bir akıl hastanesine yatırılır. Romulus hastaneden çıktığında oğlunu sağlıklı yetiştirebilmek için çok büyük bir mücadele verir. Babam Romulus, imkânsız bir aşkı ve babayla oğul arasındaki kuvvetli bağın dramatik öyküsünü anlatıyor.

Öp ya da Öldür / Kiss or Kill, 1997
Yönetmen: Bill Bennett, 35mm / 93’
Oyuncular: Frances O'Connor, Matt Day, Barry Langrishe

Nikki ve Al karşılarına çıkan işadamlarını soyarak hayatlarını kazanan bir çifttir. Nikki barda tanıştığı adamları otel odasına çıkarır, onları ilaçla uyutur. İşadamları genellikle evli oldukları için polise şikayet edemezler ve iki aşık bütün Avusturalya kırsalını bu şekilde dolaşır. Fakat ikilinin son kurbanı beklenmedik bir şekilde ölür ve eşyalarının arasından ünlü eski futbolcu Zipper Doyle’un pedofil olduğunu kanıtlayan bir video ortaya çıkar. Renkli yan karakterlerle bezenmiş sürükleyici bir yol filmi...

Delikanlılar / The Boys, 1998
Yönetmen: Rowan Woods, 35mm / 86’
Oyuncular: David Wenham, Toni Collette, Lynette Curran

Brett Sprague saldırı suçundan bir süre hapiste yattıktan sonra şartlı tahliye olunca annesi ve iki erkek kardeşiyle sevgilisinin onu bekledikleri evlerine geri döner. Aile Brett’in çevresinde biraraya gelir. Fakat Brett’in şiddet eğilimi aileyi de kendisiyle birlikte felakete sürükler. Toni Collette’in Brett’in kız arkadaşı Michelle rolünde göz dolduran bir performans sergilediği film, Avusturalya kenar mahallerinde alt sınıf bir ailenin hayat mücadelesini sınıf, cinsiyet ve aile kavramları üzerinden gözler önüne seriyor.

Somersault, 2004
Yönetmen: Rowan Woods, 35mm / 106’
Oyuncular: Abbie Cornish, Sam Worthington, Lynette Curran

Heidi, annesinin sevgilisi ile öpüşürken annesine yakalanınca evden kaçar. Bir zaman sonra kalacak bir yer ve bir markette iş bulmayı başarır. Heidi çocukluk, tekerlemeler ve boyama kitaplarıyla; yetişkinlik, çalışmak, cinsellik ve iftiralarla başa çıkmak arasında kalmıştır. Acaba yetişkinlikten kurtulup bir süre daha çocuk kalabilecek midir? Avusturalya Oscar’larında bolca ödüllendirilen Rowan Woods’un bu düşük bütçeli filmi, genç bir kızın edindiği yeni deneyimlerle cinsellik ve sevgi arasındaki farkı kavramasının hikâyesini anlatıyor.

Kafa Kafaya / Head On, 1998
Yönetmen: Ana Kokkinos, 35mm / 100’
Oyuncular: Alex Dimitriades, Paul Capsis, Julian Garner

Zamanında radikal eylemci olup, bugün geleneksellik içinde hapsolmuş olan ebeveynlerinden nefret eden 19 yaşındaki Ari, uyuşturucu bağımlısı bir eşcinseldir. Ari bir yandan cinsel kimliğini keşfetmeye çalışırken, bir yandan da Yunan göçmeni ailesiyle mücadele etmektedir. Cinsel kimlik, kültürel yabancılaşma, konformizm ve bireysellik gibi konulara temas eden Kafa Kafaya, gerçek bir büyüme hikayesi.

Hepimizin Toplamı / The Sum of Us, 1994
Yönetmen: Geoff Burton & Kevin Dowling, 35mm / 96’
Oyuncular: Jack Thompson, Russell Crowe, John Polson

Dul bir baba iki karmaşık sorunla karşı karşıyadır: Bir yandan kendisi için “Bayan Doğru”yu ararken, bir yandan da 20 yaşındaki eşcinsel oğlu için “Bay Doğru”yu aramaktadır. Başlarına gelen trajediler sonrası ayakta kalmayı başaran farklı bir baba- oğlun eğlenceli ve duygusal hikâyesi.

İz Peşinde / The Tracker, 2002
Yönetmen: Rolf de Heer, 35mm / 98’
Oyuncular: David Gulpilil, Gary Sweet, Damon Gameau

Yıl 1922, Avustralya’da bir yer. Avustralya yerlisi, beyaz bir kadını öldürmekle suçlanınca, onu yakalamak için üç beyaz adam (Fanatik, Takipçi ve Gazi) ile onlara yardım etmesi için deneyimli bir yerli (İz Sürücü) görevlendirilir. Dörtlü, ıssız çölde iz peşine düşer, ama kendi içlerindeki ırkçılık mücadelesi, suçluyu aramalarının önüne geçecektir. Bu efsanevi film Western’i andıran aksiyonuyla, etkin oyunculuklarla, vahşi doğanın içinde geçen çarpıcı bir av öyküsü.

Japon Hikâyesi / Japanese Story, 2003
Yönetmen: Sue Brooks, 35mm / 107’
Oyuncular: Toni Collette, Gotaro Tsunashima, Lynette Curran

Jeolog Sandy’nin, Japon iş adamı Hiromitsu ile çıktığı zorunlu gezi, çölün ortasında mahsur kalmalarıyla ikisini de zihinsel haritalarının dışına sürükleyen ve başladıkları yere bir daha asla dönemeyecekleri bir yolculuğa dönüşür. Japon Hikâyesi, muhteşem Avustralya çöl manzarası önünde yanlış anlamalar ve nefretle başlayan bir aşkın hikâyesini anlatan bir yol filmi.

İki El / Two Hands, 1999
Yönetmen: Gregor Jordan, 35mm / 90’
Oyuncular: Heath Ledger, Bryan Brown, David Field

Bir mafya için taşıması gereken ganimeti çaldıran 19 yaşındaki Jimmy (Ledger) böylece çok azılı bir ganstere borçlanmıştır ve kısa zamanda parayı bulması gerekir. Bu arada kaybolan paralar iki çocuğun eline geçer ve onlar için de bir alışveriş çılgınlığı başlar. Jimmy bu telaş arasında masum ve güzel bir kıza aşık olur. Sidney’in arka sokaklarını gözler önüne seren, temposu hiç düşmeyen eğlenceli bir film.


PERA FEST

İstanbul Modern Sinema, 12-14 Kasım tarihleri arasında İstanbul 2010 Kültür Başkenti Ajansı desteğiyle bu yıl dokuzuncusu gerçekleşecek olan Pera Fest kapsamında İstanbul ve musiki üzerine yapılmış bir program sunuyor.

12 Kasım Cuma
Türk Musikisini Dünyaya Tanıtan Büyük Ustalar
15.00 Musiki İnsanlarımız: Cinuçen Tanrıkorur
16.00 Musiki İnsanlarımız: Necdet Yaşar
17.00 Musiki İnsanlarımız: Kani Karaca

13 Kasım Cumartesi
13.00 Etek İzlerini Silmeden
15.00 İstanbul'da Üç Gün
17.00 Hat: Bir Medeniyet Çizgisi

14 Kasım Pazar
13.00 Haliç: Altın Boynuz (Yönetmen Erden Kıral’ın katılımıyla)
15.00 İstanbul'un Orta Yeri Sinema (Yönetmen Safa Önal’ın katılımıyla)

Türk Musikisini Dünyaya Tanıtan Büyük Ustalar

Yönetmen: Mehmet Eryılmaz
Danışman: Gönül Paçacı

O Şafak Vaktinin Cihangiri: Cinuçen Tanrıkorur

Cinuçen Tanrıkorur'un hayatını konu alan filmde, ustanın kendi anlatımının yanısıra, yakın dostlarının ve başka müzisyenlerin yorumları ve anıları yer alıyor. Filmde "Nar Çiçeğim", "Köyde Sabah" ve "Mehtapta Yakamozlar" gibi bestelerin de aralarında olduğu 13 eserin seslendiriliyor.

Geleneğimizin Dünyaya Açılan Sazı: Necdet Yaşar

Dünyaya tamburu hayranlıkla dinletmiş büyük ustayı, kendileri ustalık mertebesine erişmiş öğrencileri anlatıyor ve birlikte eserlerini çalıyorlar. Kürdîlihicazkâr saz semaiden nihavent taksime büyük eserler ve Necdet Yaşar'ın doğaçlamaları filme zenginlik katıyor.

Son Yüzyılın En Büyük Sesi: Kani Karaca

Kani Karaca’yı sadece mevlit ve Kuran okuyan bir hafız olarak görenler, bu filmle onun olağanüstü zenginlikteki dünyasını, musiki anlayışını ve büyük yorumculuğunu keşfedecek.

Etek İzlerini Silmeden
Yönetmen: Ebru Bilun Akyıldız, 50’

Yüzyıllardır tüm dünyadan insanları kendine çeken Galata Mevlevihanesi’nden ilham alan belgesel, bu alçakgönüllü yapının derinlikli tarihine, zengin kültürel geleneğine, yaşanmışlığın izlerine yakından bakıyor. Özgün müziğini Gökhan Kırdar’ın yaptığı, Mevlana Celaleddin Rumi'ye, Mevlevî dedelerinin aynasından bakan önemli bir çalışma.

İstanbul’da Üç Gün
Yönetmen: Elif Uslu, 60’

Bu belgesel film, üç semavi dinin her biri için özel bir anlamı olan Cuma, Cumartesi ve Pazar günlerinden yola çıkarak kültür ve inanç sistemleri üzerinden günümüzün biraradalık kültürünü mercek altına alıyor. İmam, Haham ve Papaz belgeselin merkezinde yer alan üç ana karakteri oluşturuyor.

Hat: Bir Medeniyet Çizgisi
Yönetmen: Gökhan Ateştürk, 60’

Yedi ana bölümden oluşan belgesel temelde hat sanatının tarihsel gelişimi ve Türklerin hat sanatına yaptıkları büyük katkıları anlatıyor. “Kahire’de ‘okunduğu’ ve İstanbul’da yazıldığı” ifade edilen Yaratan’ın sözünü merkeze alan ‘yazı’ sanatını irdelerken yalnızca İslâm dünyasında yapılmış hat çalışmalarıyla yetinmiyor; Mısır, Hint, Çin, Mezopotamya, İnka, Aztek, Gotik ve Greko - Latin medeniyetlerindeki farklı kaligrafi geleneklerinin aralarındaki ilişkiler, farklar, bağlantılar, köprüler ve teknikleri de inceliyor.

Haliç: Altın Boynuz
Yönetmen: Erden Kıral, 70’

Bu belgesel film projesi, İstanbul’un gözde simgelerinden Haliç’in tarihinden, günümüz İstanbul’una yansıyan detayları anlatırken, Ermeni’si, Rum’u ve Türk’üyle bir arada yaşayan insanların ve günümüz edebiyatçılarının gözüyle bir İstanbul portresi sunuyor. Haliç’te güneşin doğuşuyla başlayan bir günü anlatan proje, günümüz yaşam tarzını geçmişin anılarıyla örüp, Haliç’in o eşsiz ve mistik görüntüsüyle zenginleştirerek, geçmişten ve şimdiki zamandan alıp işlediği olaylarla bir dramaya dönüşüyor.

İstanbul’un Orta Yeri Sinema
Yönetmen: Safa Önal, 290’

Türk sinemasının emektar senaristlerinden Safa Önal’ın İstanbul’a, İstanbul 2010’nun da Safa Önal’a sinemasal bir saygı girişimi sayılabilecek bu proje, İstanbul’un hayatını konu alan bir belgesel film projesi... Filmde ilk çekilen Türk filminden bugüne, 94 yılın bütün sinema filmleri, sinemada reklam filmleri ve sinema için hazırlanmış belgesellerden seçilen İstanbul görüntüleri kullanılıyor.

ART IN THE AUDITORIUM

25 Kasım – 28 Kasım

Whitechapel Sanat Galerisi tarafından düzenlenen çağdaş video etkinliği Art In the Auditorium ikinci seçkisiyle İstanbul Modern Sinema’da!

Kutluğ Ataman’ın yapım şirketi Saatleri Ayarlama Enstitüsü ile ortak gerçekleşen etkinlikte altı sanatçının güncel üretimleri bir araya geliyor: Patrizio Di Massimo, Lars Laumann, Ursula Mayer, Charly Nijensohn, Nova Paul, Aïda Ruilova.

Lars Laumann: Berlinmuren
2008, 23’56”

Soyadı ‘Berlin Duvarı’ anlamına gelen İsveçli Eija-Riitta Berliner-Mauer (54), kendisine 'objectum-sexuality' (obje cinselliği) teşhisi konulmasının ardından 1979 yılında Berlin Duvarı’yla evlendiğini açıklamıştı. Laumann, bu belgesel videoda Berliner-Mauer’in konuşmalarını sunarak öyküsünü anlatmasına izin veriyor.

Patrizio Di Massimo: Oae
2009,13’17”

Libya’daki İtalyan sömürgesi dönemine uzanan hem gerçek, hem metaforik bir yolculuk sunan Oae, arşiv görüntülerini Libya’daki faşist rejimden esinlenerek kurgulanmış sinematografik kurmacayla buluşturuyor. Film, 1981 yapımı “Lion of the Desert” isimli filmden parçalarla gündelik hayat görüntülerinin tuhaf bir bileşimi.

Ursula Mayer: Interiors
2006, 3’10”


Avusturyalı sanatçı, kahramanı olan kadınları ikonik mimari görüntülerin ve kültürel tarihin izleri önünde görüntülüyor. Tek renkliden renkli tablolara geçen, erotik hareketlerden heykel pozlarına giden video, mekân ve zaman kavramlarını yeniden kurguluyor.

Aïda Ruilova: Two-timers
2008, 2’40”

Sanatçının bu ilk siyah-beyaz filminde olaylar yavaş ilerliyor. Karakterlere odaklanmak için zaman tanıyan filmde siyah bir suyla çevrelenmiş bir kadın ve bir sıçan var. Bu görüntülere esrarengiz ve soyut bir duygu katan dış ses, takımyıldızlarıyla ilgili tekinsiz sözler aktarıyor.

Charly Nijensohn: Dead Forest
2009, 4’48”

Arjantin’den insan ve doğa ilişkisine dair performansa dayalı bir video. İnsan figürü ve çevresindeki mekânla olan ilişki, modern yaşamımızın yansıması olarak algılanabilecek akışkan bir evren temsilinden, eko-sisteminin dönüşümüne kadar bir dizi farklı katmanda okunabilir.

Nova Paul: Pink and White Terraces
2006, 8’33”

Orijinalinde 16 mm olarak çekilmiş film, kamusal alanların, mahalli çevrelerin ne kadar hassas bir dengede inşa edildiğini yansıtıyor. Özel bir renk ayrıştırma tekniği kullanarak hiç bir mekânın sabit, değişmez olmadığını hatırlatıyor. Film, adını Yeni Zelanda’da jeotermal bir adadan alıyor.