BURADASINIZ » ANA SAYFA » SERGİLER » GEÇMİŞ SERGİLER

Düşleri Düşlemek

Calyon-Credit Agricole Group'un katkılarıyla

30 Mayıs 2007 - 26 Ağustos 2007

İstanbul Modern, 6. Video Programı’nı, bu önemli çağdaş araçla çalışan dikkate değer sanatçılardan birkaçını sunarak kutluyor. Yüzyıllardan beri tuval, resim sanatının geleneksel yüzeyi; resim de dünyayı çerçevelemenin geleneksel yolu olarak varolmayı sürdürdü. Çağımızdaysa fotoğraf, film ve video, imgeleri yakalayıp hem deneysel hem de kitlesel mesajlar iletmek amacıyla başvurulan en yaygın araçlar durumuna geldiler.

"Video Sanatı", bir kavram olarak belli bir sanatsal eğilimi göstermez; sanatçıların dünya görüşlerini aktarmak için yararlandıkları plazma ekranları, duvar projeksiyonlarını ve TV monitörlerini de içeren çeşitli teknolojilerin kullanımına işaret eder. Bazı video yapıtları, sunumlarında kullanılan teknolojik aygıtların çerçevesi içinde kalırlarken, bazıları da bu ekranların ötesine uzanırlar ve desenler, heykelsi malzemeler ve başka araçlar da içeren yerleştirmelere dönüşürler.

Düşleri Düşlemek, dört uluslararası sanatçının çalışmalarını bir araya getirmektedir: Pierre Bismuth (Fransa), Fernando Ortega (Meksika), Sergio Prego (İspanya) ve Hale Tenger (Türkiye). Serginin başlığı, yaşamla düşü ayıran çizginin çok ince olduğuna işaret eden Barok İspanyol tiyatro yazarı Pedro Calderón de la Barca’nın "La Vida Es Sueño" (Yaşam Bir Düştür) adlı oyunundan alınmıştır. Sergide yer alan yapıtlar, fantezilerin, gündelik yaşamın içinde saklı olan birtakım gerçeklikleri nasıl günışığına çıkardığını göstermektedir. Yeni görsel, toplumsal ve duygusal alanlar oluşturma yolundaki güzel arzuları dile getiren bu yapıtlar, çağdaş teknolojileri iletişim kurmak amacıyla kullanarak, gerçekliği değiştirmenin ne denli zor olduğuna ilişkin bir farkındalığı ortaya koymakta; görmenin, düşlemenin ve anlamanın olanaklarını araştırmaktadırlar.

Pierre Bismuth
Pierre Bismuth’un (Paris, Fransa, 1963) yapıtları yerleşik algılama kodlarını ironik bir biçimde sorgular. Bismuth dergiler, gazeteler ve filmler gibi kültür ürünlerini kullanır ve izleyicilerin algılarını değişikliğe uğratmak için bu ürünlerin yerleşik anlamlarının ötesine uzanır. Sanatçı, tanıdık görünen durumlarda umulmadık algısal değişiklikler yaşayan izleyicilerin daha sağduyulu bir hale geleceklerine inanmaktadır.

The Jungle Book Project (Cengel Kitabı Projesi) (2002) bir dizi desenden, izleyicilerin oturabileceği mavi bir halıdan ve yapıta adını veren ünlü Walt Disney filminin gösterildiği bir plazma ekrandan oluşmaktadır. Başkahramanlardan her biri farklı bir dil konuşur: Mowgli İspanyolca, Panter Bagheera Arapça, korkunç yılan İtalyanca. Toplamda 19 farklı dil kullanılmıştır. İşin ilginç tarafı, bütün karakterler birbirlerini kusursuz biçimde anlamaktadırlar. Dilin bir engel oluşturmadığı ve herkesin farklılığını koruyabildiği bu çağdaş Babil düşü, birlikte yaşamanın olanakları ve güçlüklerine ilişkin eğlenceli ve sevimli bir manifestoya dönüşür.

Fernando Ortega
Fernando Ortega (Mexico City, Meksika, 1971) video, fotoğraf, yerleştirme ve ses müdahaleleri gibi çok çeşitli alanlarda ürün veren bir sanatçı. Yapıtları, algılama ile farkında olmama durumları arasındaki boşlukla oynayarak, kesin kabul edilen şeyleri yeniden tanımlamaya çalışmaktadır. Ortega bilgiye anlam ve yön verenin birey olduğuna inanır. Sanatçı olarak, gündelik durumları, barındırdıkları umulmadık yönleri ortaya çıkarmak için kullanır. Bu yolla gerçekliğin şiirsel, mizahi ve bazen de melankolik yanlarını keşfeder; izleyiciyi kendi zihinsel tasarımlarını keşfetme hazzını paylaşmaya davet eder.

Salto de Eyipantla (Eyipantla Şelalesi) (2001) turist rehberi olarak çalışan bir delikanlıyı etkileyici bir şelalenin önünde dururken gösteren bir video. Delikanlı mekânın güzelliğinden ve gücünden söz ederken kameraya doğru konuşur. Su yavaş yavaş kameranın objektifini kaplayarak görüntüyü yok eder. Özne kendi ortamı içinde gözden kaybolur, figüratif anlatım soyut bir kompozisyona dönüşürken, doğayla kültürün etkileşimleri hakkında büyüleyici düşünceler ortaya çıkar.

Sergio Prego
Sergio Prego (San Sebastian, İspanya, 1969) video, fotoğraf, performans sanatı, yerleştirme ve ses gibi çok çeşitli alanlarda ürün verse de kendisini daha çok bir heykeltıraş olarak görmektedir. Çağdaş teknolojiyi, insan bedeni ile yaşadığımız iç ve dış mekânlar arasındaki ilişkiyi çarpıtmak ve yeniden yaratmak amacıyla kullanır. Prego, birer heykel malzemesi olarak gördüğü sıvılarla, tozla, patlayıcılarla ve dumanla çalışır. Rahatsız edici durumlar yaratmak için hız, zaman ve yerçekimi kavramlarını inceler. Simülasyon, insan bedeninin gerçeklikle etkileşime girmesinin yeni olanaklarının keşfedildiği kurmacalar üretmek amacıyla kullanılır.

Home (Yurt) (2001) güzel ile ürkünç olanı bağlantılandıran bir video. Makyaj reklamlarında kullanılan kozmetik damlalarından esinlenilen çalışmada, ten rengi akışkan bir biçim sanatçının başının etrafında hareket eder, yüzüne sıçrar ve sürekli etkileşimde bulunan bir öğeye dönüşür. ‘Pürüzsüz ve kusursuz bir yüzey olarak ten’ düşüncesi ile bedenimizin içine ilişkin yaygın imge (etten ve kanlı organlardan oluşan bir yığın) doğrudan doğruya karşı karşıya getirilir. Sanatçı ten rengi damlanın değişken, çok biçimli ve hayret uyandırıcı boyutları aracılığıyla, bedenin figüratif ve rahatsız edici uzantısını dönüşüme uğratır.

Hale Tenger
Hale Tenger (İzmir, Türkiye, 1960) bir kadın, bir Türk vatandaşı ve karmaşık ve çelişkili bir çağdaş özne olarak kendi konumunu çözümleyen güçlü heykeller ve yerleştirmeler yaratmaktadır. Yerleştirme ve video yapımlarında Tenger siyasal anlatılarını kurmak için insan sesini ve doğal sesleri temel bir öğe olarak kullanır. Bu yapıtlarda insan sesi çoğunlukla, bireysel ve toplumsal yaşamın karmaşıklıklarını gösteren hayaletimsi bir tınıya sahiptir.

Hayal Avcısı (2002) Nişantaşı’ndaki bir kahvenin sabit bir görüntüsünü sunar. Bu sıradan mekân, işi "devlet sırlarıyla" dolu rüyalara girmek olan bir kadın sesinin tuhaf anlatısıyla karşıtlık oluşturur. Yapıt 1980’lerin başlarındaki sıkıyönetime ve sonrasında ilan edilen, Doğu Anadolu’daki kimi kentlerde yirmi iki yıl süren, yapıtın yaratıldığı tarihlerde de hâlâ yürürlükte olan Olağanüstü Hal’e göndermede bulunmaktadır. Bu siyasal bağlam, gündelik sahnenin üstünden uçup geçen sarı renkli kuşların donmuş görüntüsüne de özel bir anlam kazandırır. Sanatçının açıklamasına göre, bu kuşlar, "kuş kondurmak" deyimine göndermede bulunmaktadır: yani ne yapılırsa yapılsın, durum değişiyor gibi görünse de herhangi bir gelişmenin gerçekleşmesi olanaksızdır.

Küratör: Rosa Martínez

 

SERGİ FOTOĞRAFLARI