BURADASINIZ » ANA SAYFA » SİNEMA » NE İZLESEK?

Ümit Ünal'dan film önerileri

 

Yönetmen Ümit Ünal evlerimizde kaldığımız dönemde izlemeniz için, daha önce izlediyseniz bile yeniden izlemeye değer bulacağınızı düşündüğü beş filmlik bir öneri listesi hazırladı.

Ümit Ünal, izleyicilerimiz için bir de mesaj hazırladı. Yönetmenin tüm önerilerini ve mesajını paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz.

 

Ümit Ünal’dan Mesaj var!

“Belirsizlik ve kaygıyla dolu günler geçiriyoruz. Bu zor günlerin ne kadar süreceğini, ne zaman ‘normal’e döneceğimizi bilemiyoruz, arkasından gelecek değişimlerin boyutunu da. Kendimizin, yakınlarımızın ve sevdiklerimizin sağlığından endişe ediyoruz. Onun dışında birçoğumuz ekonomik zorluklar yaşıyor ve yakın gelecekte çözüm göremiyor. Herkese sabır ve güç diliyorum. Filmler, genelde sanat, bu dertlere elbette derman olmaz. Ama o çok gerekli güç ve sabrı bulmamıza yardımcı olabilirler. Herkese sevgiler, selamlar.”

 

Ümit Ünal’ın izleme Önerileri

Beş film seçmem istendiğinde, sadece gündemin karanlık havasından uzaklaşmaya yarayacak eğlenceli şeyler mi seçeyim diye düşündüm. Sonra en sevdiğim, üst üste defalarca izleyebildiğim filmleri yazmaya karar verdim. En sevdiğim filmler listem, son on yılda pek değişmedi. Kimsenin bilmediği, esrarengiz filmler değil; hatta hepsini görmüş olabilirsiniz. Bence evlere kapandığımız bu günlerde bir daha izleyin, bu filmlere değer:

 

SON UMUT (CHILDREN OF MEN), 2006

Yönetmen: Alfonso Cuarón

Alfonso Cuarón en hayran olduğum yönetmen. Bu filmi de, ilk gördüğümden beri her zaman en iyi film listemde en başta. Anlattığı hikâye, atmosfer günümüzde yaşadığımız küresel krizi andırıyor. Hikâyesinin ötesinde Cuaron'un plan-sekanslara dayalı sinema dili çok çok çarpıcı.

 

 

HAYATIN ANLAMI (THE MEANING OF LIFE), 1983

Yönetmen: Monty Python

Monty Python'la bu film sayesinde tanışmıştım ve yamulmuştum. Gerçeküstü ve yıkıcı bir mizah anlayışıyla doğumdan ölüme (hatta sonrasına) hayatımıza bakıyorlar ve bildiğiniz her şeyi yerle bir ediyorlar. Okula, dine, askerliğe, aileye ve benzeri pek çok şeye dair söyledikleri herkese uygun gelmeyebilir ama benim yıllardır başucu filmim. 

 

 

SİL BAŞTAN (ETERNAL SUNSHINE OF THE SPOTLESS MIND), 2004

Yönetmen: Michel Gondry

Aşk kader ürünü mü? Aşık olduğumuz insanı hafızamızdan sildirmeyi başarsak bile, yine ona döner miydik? Film böyle sorular soruyor bence ve aşk, hafıza, hatırlama üzerine en unutulmaz işlerden biri oluyor. Kaufman'ın senaryosu başyapıt, Gondry'nin bazen yaramaz bir çocuğu hatırlatan görsel buluşları harika. 

 

 

CİDDİ BİR ADAM (A SERIOUS MAN), 2009

Yönetmen: Coen Kardeşler

Coen Kardeşler'den ilk önce Raising Arizona'yı görmüştüm, ardından Blood Simple ve Barton Fink gibi olağanüstü filmlerini gördüm. Bazı filmleri diğerlerine göre daha zayıf olsa da asla boş, sıkıcı bir film yapmadılar. A Serious Man bence başyapıtları. Elbette buna itiraz edip diğer filmlerini sayacaklar olabilir, haklı da olabilirler, o zaman şahsen en sevdiğim Coen Kardeşler filmi demekle yetineyim.

 

 

TATLI HAYAT (LA DOLCE VITA), 1960

Yönetmen: Federico Fellini

Sinemanın klasikleri bazen “sıkıldım ama vazife icabı” diye gezdiğiniz bir müzeyi andırabilir. Ama 60 yaşındaki bu film bence hala genç, söyledikleri, sorduklarıyla hala capcanlı. Düşünen, düşünmeye çalışan, okuyan, “idealleri” olan bir adam bu hayatın korkunç saçmalığı karşısında ne kadar dayanabilir? Fellini'nin ve sinema tarihinin en büyük filmlerinden biri bence.

 

 

2018 yılında Türk Tuborg A.Ş’nin katkılarıyla Yönetmenlerle Buluşma programı kapsamında tüm filmlerini İstanbul Modern Sinema’da izlediğiniz Ümit Ünal ile yaptığımız söyleşiye de buradan ulaşabilirsiniz.

SİNEMA SPONSORU