BURADASINIZ » ANA SAYFA » SİNEMA » SİNEMA YAZILARI

Geçmişi Olmayan Adam

 

Sinema Programları Danışmanımız Müge Turan’dan 

GEÇMİŞİ OLMAYAN ADAM (Mies Vailla Menneisyyttä, 2002)

Yönetmen: Aki Kaurismäki

Bu film Aralık 2011’de gerçekleşen Aki ile Kati programımızda gösterilmişti.

 

Geçmişini, dolayısıyla bedeni dışında sahip olduğu her şeyi kaybetmiş bir insan bu dünyada yeniden hayat kazanabilir mi? Aki Kaurismäki, M karakterinin hikâyesiyle sadece bir değil, bir dolu yeni hayat kazanılabileceğini söylüyor. Yeter ki umut yeşersin, aşk ve dayanışma olsun, hele üstüne müzik de varsa...

Geçmişi Olmayan Adam kimilerince ‘Kaybedenler Üçlemesi’ olarak da anılan Finlandiya Üçlemesi’nin ikinci filmi. İskandinavya’da adsız bir liman kasabasında saldırıya uğrayarak belleğini yitiren bir adamın hayata dönmesini işleyen filmin mikro-dünyasısanki hiç yaşanmamış ve yaşanmayacak bir zamanda geçiyor. Her Kaurismäki filmi gibi burada da şiddet var ama bir ihtişamı yok şiddetin; adsız, çirkin ve çabuk oluyor. Nihilist bir‘ucuz kafeterya melankolisi’ olan filmin şiirsel rengi önemli: Her daim kendini “Hollywood’a karşı havlayan köpek” olarak tanımlayan Finli yönetmenin 1950’ler Hollywood’undan kendi dünyasına taşıdığı renk paleti yitirilmiş ne varsa onu, sığınılacak yuvayı temsil ediyor. O yitirilmişlerin arasında Kaurismäki sinemasının müdavimlerinden biri de var: M’nin sıklıkla gittiği barın duvarında, 1995’te ölen oyuncuMatti Pellonpää’nın fotoğrafı asılı.

Kaurismäki “düşene bir tekme de sen vur” diyen, dünkü vatandaşın bugün tüketiciye dönüştüğü yeni toplum düzeninde, yani neoliberal ekonominin hegemonyasında bir ihtimal yaratmak istiyor, alternatif bir kimlik. Kahramanının hafızasını silerek onu ulusal sınırlandırmalardan kurtarıyor, mağdur kılmak yerine, kimliğini yeniden tanımlamak yolunda bir fırsat sunuyor ona; kendi şartlarına göre, kendini temsil ederek yeni bir toplumsal sözleşme olasılığı. Banka, polis, fabrika gibi geleneksel devlet organları M’ye yardımcı olmuyor, onu tanımıyorlar bile ama bir tür takas usulüyle sırtlarını birbirine dayayan alt sınıf, hattâ belki sınıf-altı olan evsizlerden mürekkep neredeyse komünal düzende kendine yer bulabiliyor M. Ona destek çıkan tek kurumsa uluslararası çalışan Salvation Army. M filmin sonuna doğru geçmişini öğreniyor: kumarbazmış, evliliğinde mutsuz bir metal işçisiymiş. Belleğini yitirmesiyle aşkına, müziğe, iyilere veriyor kendini, önündeki bir metrekarelik toprakta patates yetiştirerek toprağına sahip çıkan bir insana dönüşüyor.

Bu dayanışma senaryosunda insanları buluşturan ana güç ise müzik. M’nin sığındığı prefabrik odada duran müzik kutusu sayesinde rock’n’roll ile tanışan mahalle orkestrasının konseri evsizleri bir araya getiriyor, kalplerini ısıtıyor. Kaurismäki için bu kalp önemlidir, tıpkı konserdeki Fin tangosu şarkısının sözleri gibi insan kalbi küçüktür ama içine neler sığar neler! Umut ki hemen her gün başlar, bu filmde aşkla büyür. “Kaybetmiş” iki insan kazanmıştır sonuç olarak. Onlar el ele kadrajda uzaklaşırken arkalarından bir tren geçer. “Dans edilen hüzünlü bir düşünce” olan tango çalar o sırada. “Dünya kötüye gittikçe ben daha iyimser filmler yapıyorum” diyen Kaurismäki’nin Geçmişi Olmayan Adam’ı, hüznün şeker tadında da olabileceğinin kanıtıdır.

Müge Turan

 

Bu yazı, Altyazı Sinema Dergisi’nin Eylül 2018 tarihli 186. sayısında yayımlanmıştır.

SİNEMA SPONSORU